The Brutalist (2024), seyirciyi kendi dehlizlerine çeken, ana karakterinin ruh durumu ile kalbinizin bir nevi izometri yakalamasını sağlayan bir film. Adrien Brody birçok sahnede devleşiyor.
“İnsan mı suretten, suret mi insandan?“ Suret denen şey, yeni değil aslında. Binyıllardır var. Hepimiz tiyatrolarda, filmlerde, romanlarda, bilgisayar oyunlarında suretlerin bizim yerimize yaşadığı şaşkınlıklara, öfkelere, sevinçlere, aşklara, mücadelelere ve savaşlara şahitlik etmekten keyif almıyor muyuz? Garip gurup bin bir tane kadın
Grotesque; sadizm, tecavüz, işkence, adam öldürme gibi öğeleri ardı ardına veriyor. Bir olay örgüsü kurmadan seyirciyi vahşetin doruklarında gezdiriyor.
Küçük Denizkızı Ponyo ile hayal gücünün sınırlarına bir yolculuk yapıyoruz. İlerleyen yaşına rağmen Miyazaki'nin anlatacak ve çizecek çok fazla hikayesi olduğu anlaşılıyor.
Hollandalı yönetmen Tom Six, The Human Centipede / İnsan Kırkayak'ta ''vücut'', ''ameliyat'' ve ''beden ile benlik arasındaki ilişki'' gibi temaları son derece acımasız bir şekilde masaya yatırıyor.
Borderland, Meksika’nın başkenti, Amerika Kıtasının en büyük metropolü ve dünyanın en kozmopolit kentlerinden olan Mexico City’nin varoşlarında bir polis baskınıyla başlıyor...
Bu sene Film4 Frightfest‘in en ”öteki” filmi, alternatif salonda oynayan bir belgeseldi. Geçtiğimiz senelerde Slamdance, Montreal Fantasia ve Austin Fantastic Fest gibi en iyi janr festivallerinde yer alan I Think We’re Alone Now (2008), bir hermafrodit ve bir otistiğin, ünlü bir şarkıcıya
District 9 son zamanların en iyi bilim kurgularından biri. Altmetinlerin en bariz olanı ise filmin Güney Afrika’daki apartayd rejiminin bir alegorisi olması.
Biri Beni Gözlüyor, başrollerini Tarık Tarcan ile Selin Dilmen'in paylaştığı, yaban ellerde "Turkish Shining" olarak bilinen bir gerilim filmi denemesi...
Inglourious Basterds, özellikle ünlü oyunculardan çok öne çıkan Avrupa sinemasına belki gelecekte yön verecek Fransız ve Alman oyuncular ile göz dolduruyor.
Combat Shock (1986), 1980’lerin en önemli, unutulmuş, kült, bağımsız filmlerinden biri. Hayatım boyunca izlediğim en depresif filmlerden biri olan Combat Shock, Vietnam sonrası eve dönen gazi Frankie’nin fakirlik ve sefalet içinde dipsiz bir kuyuya sürüklenişini anlatıyor. Combat Shock için Eraserhead (1977) kadar
Adı gibi delice bir seyirlik olan Killer Kowns From Outer Space, Chiodo biraderlerin 1988 yapımı, beraberce yaptıkları ilk ve tek uzun metrajlı filmleri.
Bütün klişeliğine rağmen, uzun süredir sinemada izlerken en keyif aldığım film Drag Me To Hell! Bu tarz bir korku-komedi uzun süredir sinemalara gelmemişti...